A-Z ye Hastalik Rehberi
[A]
Abse: İçi cerahat dolu şişliklere verilen isimdir. Vücudun her tarafında ortaya çıkabilir. Nedeni vücuda giren mikroplardır.
Adale romatizması: Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.
Adenit: Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana gelen iltahaplı şişliğe adenit denir.
Ağız yaraları: Ağız yaraları, "basit" ve "derin" veya "sert kenarlı" yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.
Ağrılı aybaşı hali: Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.
Akrep sokması: Akrep; sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir. Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.
Albüminüri: İdrarda, albümin bulunmasına; Tıp dilinde Albüminüri; halk arasında ise, aktutma denir. Bir çok hastalıklarda, özellikle Böbrek hastalıklarında, idrarda albümin görülür. Mümkün olduğu kadar süt içmeli, patates haşlaması ile muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatlı yiyecekler, biber, turşu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su içilmemelidir.
Alerji: Vücudun, bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir. Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğer bazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddenin uzaklaştırılması ile mesele kendiliğinden çözümlenmiş olur.
Altını ıslatmak: Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.
Anne sütünün azlığı: Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.
Anus kaşıntısı: Anus (şerç); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.
Apandisit: Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.
Arı sokması: Arı; bal ve balmumu yapan fakat, iğnesiyle sokan bir böcektir. Hassas bünyeli kimseleri soktukları zaman,onların şok geçirmelerine neden olabilirler. Eşek arıları ise; bal arılarına nazaran daha tehlikelidir. Arı sokmasında yapılacak ilk iş; arının iğnesini, ucu yakılmış bir iğne ile çıkarmaktır. Sonra arının soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca boğulur. Üzerine soğuk su dökülür.
Arpacık: Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.
Astım : Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. Astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.
Astigmatlık: Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.
Aşırı aybaşı kanaması: Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir.
Ateş: Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 - 37,5 arasında ise normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. Ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.
Ayak ağrıları: Çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.
Ayak burkulması: Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.
Ayak çıbanı: Ayak derisindeki ter bezleri ve kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.
Ayak şişmesi: Ayak şişmesi; uzun süre ayakta durma, dolaşım sisteminin yetersiz olması, gebelik, uzun süre hareketsiz kalma veya incinme, burkulma sonucu ortaya çıkar.
Ayak terlemesi: Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.
Aybaşı düzensizliği: Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.
Aybaşı kanaması azlığı: Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.
Aybaşı kanamasının gecikmesi: Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir.
Aybaşı kanamasının uzun sürmesi: Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.
Aybaşı kanaması yokluğu: Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir.
[-b] Bademcik iltihabı: Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir.
Bağırsak gazı: Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur.
Bağırsak iltihabı: Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler: Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar: un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.
Bağırsak kanaması: Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Bağırsak solucanları: Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar. - Yuvarlak kurtlar - Kıl kurtları - Kamçı kurtları - Kancalı kurtlar - Şerit
Balgam: Sümüksü, cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir. Bronşitin işareti olabilir.
Basur: Son bağırsakta bulunan siyah kan damarlarının genişleme, şişme ve kanamalarına; halk arasında basur, tıp dilinde hemoroid denir. Başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Kabızlık, hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol alışkanlığı ve son bağırsaklardaki bazı hastalıklar, basura neden olur. Basurlar iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında, küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart, kabızlığı gidermektir.
Baş ağrıları: Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Bunlar; şöyle sıralanabilir. - Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan baş ağrıları. - Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları - Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları - Alkol kullanmanın neden olduğu baş ağrıları - Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak veya sarsıntılardan kaynaklanan baş ağrıları - Beyin urlarının neden olduğu baş ağrıları - Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan baş ağrıları - Kabızlık çekenlerde görülen baş ağrıları - Saralılarda görülen baş ağrıları - Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru yemiş yedikten sonra görülen, alerjik baş ağrıları - Menenjit hastalığının neden olduğu baş ağrıları - Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan baş ağrıları - Diş hastalıklarının neden olduğu baş ağrıları - Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu baş ağrıları Baş ağrılarının gerçek nedenini bulabilmek için mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Başdönmeleri: Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: - Kulak ağrısı - Araç tutmaları - Ani hava değişimi - Bazı göz hastalıkları - İlaç zehirlenmeleri - Düşük veya yüksek tansiyon - Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları - Kansızlık ve kan hastalıkları - Mikrobik hastalıklar - Beyin hastalıkları - Sara ve bazı ruh hastalıkları Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.
Bayılmalar: Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır.
Bel ağrısı: Esaslı bir hastalıktan kaynaklanmayan bel ağrıları, çoğunlukla yorgunluk sonrası görülür. Dinlenmekle geçer. Uzun süren bel ağrılarında mutlaka doktora görünmek gerekir.
Bel gevşekliği : Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır.
Belsoğukluğu : Tıp dilinde gonore denilen bir çeşit zührevi hastalıktır. Cinsi münasebetle bulaşır. İdrar yollarında acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile belirir. Akıntı cerahatlıdır. Bu cerehat ellere bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa, körlüğe neden olabilir. Kadınlarda da, beyazımtırak cerahatlı akıntı, sık sık idrara gitme, idrar yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde kendisinde bel soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide bulunduğu herkese bulaştırır.
Boğaz ağrısı : Havasızlıktan, toz, sigara içmek, burun tıkanıklığı, dişeti iltihabı gibi nedenlerden kaynaklanır.
Boğaz iltihabı : Tıp dilinde farenjit veya anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da yararlıdır.
Boğmaca : Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıptaki adı Pertussis'dir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaşları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Hastanın burnu akar, nöbet halinde gelen öksürük görülür. Bazen kusmaya neden olur. Tedavi için kesin yatak istirahati şarttır. Hastaya sık sık fakat az miktarda yumuşak yiyecekler verilmelidir.
Boyun tutulması : Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır.
Böbrek ağrısı : Böbrek ağrısının nedenleri çeşitlidir. Bunlar arasında: böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı, böbrek apsesi olabilir. Ağrılar sırasında terleme ve kusma da görülebilir.
Böbrek iltihabı : Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır: - Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.
- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.
Böbrek kumu : Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur.
Böbrek taşı : İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır.
Böcek sokması : Böceğin ısırdığı yerde şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve şişlik görülür. Böceğin zehirli olabileceğini düşünerek aşağıda tarif edilen işlem yapılır. Vakit kaybetmeden böceğin soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca bağlanır. Sonra böceğin soktuğu yer iki parmak arasına alınıp, sıkılır ve zehirli kanın akması sağlanır.
Bronşit : Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır. - Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. - Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir.
Burkulmalar : El ve ayak bilekleri herhangi bir kaza sonucu burkulabilir. Bu gibi durumlarda, bilekte ağrı ve şişme görülür. Yapılacak ilk iş, burkulan yeri rahat bir duruma sokmaktır.
Burun ahtapotu : Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde adenoid ve polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir.
Burun akıntısı : Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür.
Burun kanaması : Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.
Burun tıkanıklığı : Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir.
[C-Ç]
Cinsel soğukluk : Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir. Nedeni daha çok ruhsaldır.
Çarpıntı : Tıp dilinde palpitasyon denilen çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık, hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir.
Çıbanlar : Derideki kıl keseleri veya bezlerinin hastalanması sonucu ortaya çıkan sızıntılı, ıslak kabarcıklara çıban denir. Katiyetle sıkılmamaları gerekir.
Çıkıklar : Kemiklerden herhangi birinin oynak yerinden kısmen veya tamamen ayrılmasına çıkık denir. Bu durumda yapılacak ilk iş doktora gitmektir.
Çiçek hastalığı : Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir.
Çiller : Çoğunlukla beyaz tenli, kırmızı saçlı kimselerde görülen çiller, yüze serpilmiş ufak lekeler halindedir. Nedeni; cildin güneşe karşı gösterdiği tepkidir. Olgunlaşmış çillerin yok edilmesi mümkün değildir. Ancak koruyucu önlemler alınır. Yüzünde çil olanların güneşte fazla durmamaları ve yüzlerini sık sık yıkmaları tavsiye edilir.
Çocuk felci : Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurm k gerekir.
Çocuklarda gelişme bozuklukları : Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir.
Çok uyumak :1 ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini sağlar. 5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir. 8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir. 20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir.
Çürükler : Cilt yırtılmadan altındaki bir kılcal damarda görülen kanama halk arasında çürük denir. Tıp dilinde ise ekimoz denir. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş, çürüğün üzerine soğuk su ile kompres yapmaktır.
[D] Dalak hastalıkları : Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir.
Damar sertliği : Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.
Deri iltihabı : Çoğunlukla kullanılan sabun, deterjan, boyalar ve bazı bitkilerin neden olduğu bu hastalığa tıp dilinde Dermatit denir. Tedaviye deride iltihaplanmaya sebep olan şeyi belirleyip, onu terk etmekle başlanır.
Deri kanseri : Deri üzerinde ufak bir şişlik veya bir türlü iyileşmeyen bir yara şeklinde başlayabilen bir çeşit kanserdir. Şişlik, başlangıçta ufak bir yumru şeklindedir. Bir süre sonra aynı yer açılır ve yara haline dönüşür, sonra kabuk bağlar. Bu gibi durumlarda telaşlanmamak; ancak acele etmek gerekir. Erken tedavi edildiği takdirde iyileşir.
Deri kuruluğu : Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir.
Deri lekeleri : Deride görülen esmer lekelere "Karaciğer lekeleri", beyaz lekelere de "Vitligo" adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle gizlenebilir.
Dil büyümesi : Kısa süreli dil büyümelerinde aşağıdaki reçeteler kullanılır. 2-3 günde geçmeyen dil büyümesinde, doktora başvurmak gerekir.
Dil felci : Sinir sistemindeki bir bozukluktan dolayı, dil gücünün kaybolmasıdır. Doktor tarafından tedavi edilmesi gerekir.
Dil iltihabı : Tıp dilinde Glossit denilen bu iltihaplanmanın nedeni, çürük dişler, dişeti iltihabı, sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık haline getirmiş olmaktır. İhmal etmemek gerekir. Çünkü dil kanseri veye dil ülseri belirtisi de olabilir. Mutlaka doktora başvurmak gerekir. Yapılacak ilk iş, sigarayı bırakmak, çürük dişleri tedavi ettirmek, ve kötü alışkanlıkları terk etmektir.
Dil ülseri : Dilde görülen; etrafı kırmızı, içi su dolu küçük kabarcıklar, dil ülserinin belirtisi olabilir. Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir. Diğer dil yaraları, hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir.
Diş ağrısı : Diş ağrısı; dişin çürümesi, minesinin aşınması, dişetlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer nedenlerden kaynaklanır.
Dizanteri : Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır. Hastada, ishal görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki çeşit dizanteri vardır. - Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop girmesinden 10-21 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür. - Basilli Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini almasında kara sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve balgam kıvamında ishal, karın ağrısı, halsizlik ve ateş görülür. Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan ayırmaktır.
Doğum sancıları : Doğum sancıları; doğumun habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir. Sancılar sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur.
Dolama : Şeytan tırnağı veya parmağa iğne ya da kıymık batması sonucu, tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmaya; halk arasında dolama, tıp dilinde paronychia denir. Başlangıçta kırmızı bir benek halindeyken daha sonra içi dolu sivilceye dönüşür. Dolama, kan zehirlenmesine neden olabilir. Bu nedenle ihmal edilmeden doktora başvurmak gerekir. Alkol pansumanı veya sıcak su kompresi çok faydalıdır.
Donmalar : Üşümenin en ağır şekline donma denir. Donan kişiyi birdenbire ısıtmamak gerekir. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş; vücuda bir battaniye sarıp, ılık bir yere taşımak; orada başı hafif geriye doğru olmak üzere sırtüstü yatırmak, kol ve bacaklarını soğuk su ile iyice ovmaktır. Limonsuyu ile masaj yapılabilir.
Dölyolu akıntısı : Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir.
Dudak çatlaması : Dudaklar, güneş veya soğuk havanın tesiriyle çatlayabilir. Endişe edilecek bir durum yoktur.
[E] Egzama : Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni; ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsidir. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler. Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.
Ekstrasistol : Kalbin normal atışlarına, fazladan atış eklenmesine Ekstrasistol bir başka deyişle fazladan atış denir. Kalbin bir atışı, vaktinden önce olur. Sonra, bir süre atış olmaz. Bu atışlar, tek tek veya arka arkaya meydana gelir. Kalp hastalıklarında görüldüğü gibi; fazla sigara, içki içmek; heyecanlanmak ve hazmı güç yemeklerden sonra da görülebilir.
El ve ayak titremeleri : Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür.
Enfarktüs : Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin aniden tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Enfarktüs krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani bir ağrı hisseder. Bütün benliğini ölüm korkusu sarar. Nefes almakta zorluk çeker. Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor çağrılır. Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin istirahat ve doktorun dediklerine uymak şarttır.
Ergenlik sivilceleri : Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir.
Ezikler : Eziklerde yapılacak ilk iş; eziğin üzerine buz koymak veya soğuk su ile kompres yapmaktır. Ayrıca; dışarı kan çıkmışsa, önce oksijenli su ile temizlenir. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.
[F] Fazla terlemek : Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir.
Felç : Sinir sisteminde meydana gelen bir bozukluktan dolayı, kas gücünün kaybolmasına felç, nüzül veya inme denir. Tıp dilinde ise paralizi veya serebral tromboz denir. Hafif ve ağır olmak üzere iki şekli vardır. Tedavinin ilk ve önemli şartı hastanın neşesini kaybetmemesi ve en kısa zamanda iyileşeceğine inanmasıdır.
Ferç kaşıntısı : Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar.
Fıtık : Vücudun herhangi bir organının; genellikle bağırsağın, kaslar arasındaki zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına fıtık denir. Fıtık olan yerde, şişlik görülür. Öksürünce veya ıkınınca büyür. Ağır işler yapmaktan, öksürmekten ve ıkınmaktan, hoplayıp zıplamaktan kaçınmak gerekir. Ameliyat olunmayacaksa, fıtıkbağı kullanmak faydalıdır.
Fil hastalığı : Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir.
Fistül : Çoğunlukla anüs yakınında meydana gelen, içi cerahat dolu, ufak, kırmızı ve akıntılı bir şişliktir. Etrafında ağrı vardır. Tedavi edilmedikçe geçmez.
Frengi : Zührevi bir hastalıktır. Bulaşıcıdır. Tıp dilinde sifilis denir. Frengili kadının doğurduğu çocuğa, doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle geçer. Mikrop vücuda girdikten 3 hafta sonra belirtilerini göstermeye başlar. Mikrobun vücuda girdiği yerde, yani erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada Şankr adı verilen bir yara meydana gelir. Bu yara dudakta, meme ucunda, makatta veya parmaklarda da görülebilir. Zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır ve sertleşir. Mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra hastada; baş ağrıları, ateş, boğaz ağrısı, deri döküntüleri ve iştahsızlık, görülmeye başlar. 6 ay sonra ise, mikrop vücudun belli başlı organlarına oturur. Tedaviye en kısa zamanda başlanması gerekir.
[G] Gastrit : Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir. Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır. Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar. Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.
Gazlar : Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır.
Gece körlüğü : Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez.
Geğirmek : Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir.
Gevşek penis : Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.
Gıda zehirlenmeleri : Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür. Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür.
Göğüste su toplaması : Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır.
Göz ağrısı : Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.
Göz iltihabı : Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker.
Göz kanlanması : Göz kanlanması ile birlikte ağrı yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır. Kanlanma ile birlikte ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.
Göz kaşıntısı : Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.
Göz sulanması : Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir.
Göz tiki : Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan bir durumdur. Alışkanlık spazmı da denir. nedeni, yorgunluk, üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale zafiyetidir. Yapılacak ilk iş, istirahat etmektir.
Gözbebekleri iltihabı : Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür.
Gözkapağı iltihabı : Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir.
Gözkapağı şişliği : Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir.
Grip : Tıp dilinde influenza adı verilen bu hastalık bulaşıcıdır. Grip olan kişinin nefesindeki damlacıklarla yayılıp, salgın hale gelebilir. Paçavra hastalığı da denir. Aniden başlar ve devamlı olarak ateş yükselir. Baş ve sırt ağrıları, titreme nöbetleri, nezle, öksürük, iştahsızlık, baş dönmesi de görülür. Tedavinin ilk şartı istitrahat etmektir. İyi tedavi edilmezse, başka hastalıklara da yol açabilir.
Guatr : Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır. Guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır. Basit Guatr : Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.
Guatr (Yumrulu): Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir. Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir.
Güneş çarpması : Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür.
Güneş yanığı : Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar.
 15-01-2007, 23:08 |
 |
Moderatör
Meslek: ---Çalışmıyorum
Yaşadığınız Yer: Diğer
Kan Grubunuz: A Rh-
Medeni durumunuz: Evli |
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Yaş: 32
Mesajlar: 2,958
Teşekkür Et: 42
289 yazı için 635 kez teşekkür edilmiş Tecrübe Puanı: 20
| |
[H] Halsizlik : Bazı kimseler, aşırı yorgunluktan, çalışamamaktan, baş ağrısından, sırt ağrılarından, hazımsızlıktan veya huzursuzluktan şikayet ederler. Bu duruma tıp dilinde debilite veya asteni denir. Hararet : Sıcak havada aşırı derecede veya ateşli hastalıklar sırasında vücut kaybettiği suyu karşılayamayacak olursa, hararet başlar. Havale : Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır. Hava yutma : Tıp dilinde aerofaji diye bilinen bu hastalık, genellikle asabi mizaçlı kimselerde görülür. Bunlar yemek sırasında farkına varmadan hava yutarlar. Hava yutma, mide ve bağırsak gazlarının oluşmasına yardımcı olur. Hazımsızlık : Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir. Hemofili : Kanın normal sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir çeşit kan hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden olabilecek davranışlardan da kaçınmaları gerekir. Hıçkırık : Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir. Horlama : Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir uyku, sırt üstü yatmak horlamaya neden olabileceği gibi; burun polipleri, burnun çarpık olması, burun iltihabı, burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden olabilir. Yan yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik top koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin uygulanması gerekir. Husye torbası şişliği : Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır. [İ-I] Ileitis : İnce bağırsağın iltihaplanmasıdır. Hastada, karın ağrısı ve ishal görülür. Buna Crohn hastalığı da denir. İdrarda kan görülmesi : İdrarda kan görülmesine tıp dilinde hematuri denir. İdrar renginin kanlı olması; yenilen şeylerdeki boyalardan olabileceği gibi, herhangi bir hastalığın işareti de olabilir. Bu nedenle bir doktora gitmekte fayda vardır. İdrar torbası iltihabı : İdrar torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur. İdraryolları iltihabı : İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır. İdrar yollarında yanma : İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır. İdrar tutukluğu : Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır. İdrar tutamamak : Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir. İdrar zorluğu : Hastanın günlerce idrara çıkmaması şeklinde kendini gösteren bu hastalığa; tıp dilinde Anüri adı verilir. Mesane (idrar torbası) boştur. Hastada uyuklama, baş ağrısı, adalelerinde oynama ve kusma görülebilir. Nedeni böbrek hastalıkları, mesane, veya rahim hastalıkları, yaralanma ve idrar yollarında taş bulunmasıdır. Tedavi için doktora başvurmak gerekir. İktidarsızlık : Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir. İncinmek : Herhangi bir eklemin, burkulması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Çoğunlukla ayak, el bileklerinde veya diz kapağında görülür. Eklem; incindiği zaman, kısa süren bir ağrı hissedilir. Sonra eklemin bulunduğu yerde şişme, zonklama, morarma görülür. Yapılacak ilk iş, incinen yeri sargı bezi ile sarmak ve üzerine soğuk su dökmektir. İshal : İshal; normal katılıktaki dışkının sulu veya yumuşak; sümüklü, kanlı veya yağlı bir şekil alıp, sık sık tuvalete çıkmak ihtiyacını doğurmasıdır. Bazen de ağrı yapar. İshal ve kabızlığın birbiri ardınca sık sık görülmesi kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. İshale halk arasında amel ve sürgün; tıp dilinde ise diare denir. İshalin nedenleri arasında; yiyeceklerin bozuk olması, veya yiyecek çeşitlerinin değişikliği, üşütme, isteri, bağırsak hastalıkları, kolera, dizanteri, tifo, nefrit, kalp, karaciğer veya akciğer hastalıkları sayılabilir. Bu nedenle kısa sürede geçmeyen ishallerde mutlaka doktora başvurmak gerekir. Neden ne olursa olsun tedavinin ilk şartı sıkı bir perhizdir. Hastaya açık çay, maden suyu içirilir, yoğurt yedirilir. Sütlü ve yağlı yiyecekler verilmez, peynir yedirilmez. Bol limonlu pirinç çorbası ve patates püresi yedirilir. Her saat başı bir elmayı yemesi tavsiye edilir. İsilik : Terledikten sonra derinin üzerinde görülen kızarıklılara halk arasında isilik denir. Tıp dilinde ise miliare denir. İsteri : Psikonevrozlar grubuna giren bir çeşit hastalıktır. Tıp dilinde babinski hastalığı veya pithiatisme adı verilir. Hastalığın belirtileri; hastanın sosyal ve entellektüel seviyesine göre değişir. Hastanın gayesi, çevresinin ilgisini üzerine çekmektir. Bunun için aşağıdaki şikayetlerin biri veya birkaçı birden görülebilir. Hastada; ağrılar, baş dönmesi, bayılma, iştahsızlık, titreme, boğazında düğümlenme duygusu, kaslarda gerilme, geçici körlük, sağırlık, herhangi bir uzuvda uyuşma, hafıza kaybı görülür. Tedavinin temeli telkindir. İştahsızlık : Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, bağırsak hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları, kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can sıkıntısı, iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Tedaviye yemekleri belirli saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir. Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni bulmak için doktora başvurulur. [J] Jinjivit : Dişetlerinin iltihaplanmasına; halk arasında dişeti iltihabı, tıp dilinde ise piyore veya paradontal hastalığı denir. Dişetleri çevresinde toplanan besinlerin orada mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Dişetlerinin kenarları düz, parlak, kırmızı ve hafifçe şikin bir şekil alır. Fırça ile dokunulduğunda kanar. Tedavi için yapılacak ilk iş, diş temizliğine itina göstermektir
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazar, Şubat 24, 2008 - hangi doktor??? |
Hangi Doktor Derdinize çare Olur?
GASTROENTEROLOG:mide-bağırsak uzmanı DERMOTOLOG:cilt uzmanı ENDOKRİNOLOG:hormon bezleri uzmanı JİNEKOLOG:kadın hastalıkları ve doğum uzmanı KARDİYOLOG:kalp uzmanı DAHİLİYECİ:iç hastalıkları uzmanı HEMATOLOG:kan uzmanı NEFROLOG:böbrek uzmanı ORTOPETİST:adele kas ve lif rahatsızlıkları uzmanı ÜROLOG:idrar yolları hastalıkları uzmanı ONKOLOG:kanser uzmanı GERİATRİST:yaşlılık tıbbı uzmanı PSİKİYATR:ruh hastalıkları uzmanı RADYOLOG:görüntüleme teknikleri uzmanı NÖROLOG:beyin ve sinir hastalıkları uzmanı PEDİATRİS:çocuk hastalıkları uzmanı FİZYOTERAPİST:fizik edai ve rehabilitasyon uzmanı ROMALOG:romatizma uzmanı İMÜNOLOG:bağışıklık uzmanı OFTALMONOLOG:göz hastalıkları uzmanı
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazar, Şubat 24, 2008 - ilk yardım hakkında bilmemiz gereken herşey... |
Ilk Yardim Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey...
Çantanin basit ya da detayli olmasi, kullanacak kisinin tibbi bilgisine ve bir saglik kurumundan ne kadar uzakta olduguna göre degisir. Sehir merkezinde oturan bir kisinin ihtiyaçlari daha azken, dagda kamp yapanlarinki daha fazladir. Evde kullanilan ilkyardim çantalarinda genellikle küçük yaniklar, küçük kesikler, siyriklar, böcek sokmalari, burkulmalar, incinmeler, basit agri ve atesin tedavisi için gerekli malzemeler bulunur. Seyahat ilkyardim çantalarinda ise, tibbi yardimin gecikebilecegi düsünülerek yukaridakilere ek olarak; kesikler, kiriklar, mide-bagirsak problemleri, cilt problemleri, alerjiler için ihtiyaç duyulabilecek tibbi malzeme yer almalidir. Çanta olusturulurken, elden geldigince basit olmasina özen gösterilmelidir. Su geçirmez, basit bir çanta tüm isinizi görecektir. Pahali, gösterisli çantalara bosuna para verilmemelidir. Birkaç gözü olan bir çanta, malzemelerin gruplanarak saklanmasina yardimci olacaktir. Iyi bir çanta olusturmanin yaninda, onu nasil kullanacagini bilmek de önemlidir. Bunun için ev halkinin ilkyardim konusunda temel egitimi almasi gerekir. Egitim lafi gözünüzü korkutmasin; bunun için düzenlenen kurslardan, bilen bir kisiden ya da en azindan kitaplardan yararlanilabilir. Ilkyardimda dikkat edilmesi gereken temel kural; yardim edeyim derken hastaya zarar vermemektir. Yani, yaniga dis macunu sürülmemesi gerektigi ve yaraya tütünün uygun olmadigi bilinmelidir. Düzenlenen çanta eksilen, eskiyen ya da yipranan malzemenin degistirilmesi için yilda en az iki defa kontrol edilmelidir.
Ev çantasinda olmasi gerekenler Evde kullanima uygun bir ilkyardim çantasi için ihtiyaçlarinizin tümünü büyük bir eczaneden saglayabilirsiniz. Bir ev çantasi;
* Yapiskan rulo bant
* Rulo sargi bezi
* Kendinden ilaçli küçük yara bandi
* Yaralari örtmek ya da temizlemek için steril kare gaz bezi (10 cmx10 cm)
* Burkulma ve incinmelerde kullanilmak üzere 5, 7 ve 10 cm'lik elastik bandaj
* Üçgen bandaj; havlu, örtü ya da turnike olarak kullanilmak üzere.
* Kasinti ve böcek sokmalarinda kullanilmak üzere, sprey ya da losyon anestetikler
* Alerjik reaksiyonlar için tablet ya da surup antiallerjik ilaçlar
* Ince lastik eldivenler
* Yaralari temizlemek için antiseptik solüsyonlar
* Yaralara sürülmek üzere antibiyotikli kremler
* Yanik ve yaralarda yapismayan, yagli tül bandaj
* Mikroplu atiklari koymak için torba.
* Çengelli igne; bandajlari tutturmak için
* Makas
* Kiymiklari çikarmak için cimbiz.
Ilk yardım hakkında bilinmesi gerekenler
- Kanama, kırık, bayılma, yanık, böcek sokması ve göze yabancı cisim kaçması gibi her zaman karşılaşabileceğimiz sağlık sorunları ile ilgili bilmeniz gereken ilkyardım kuralları...
KANAMALAR * Vücudun herhangi bir yerinden aşırı kanama varsa bunun bir an önce durdurulması hayati önem taşır. * Kanayan yeri ve etrafını dikkatlice temizleyip, kanama odağının neresi olduğunu tam olarak anlamaya çalışın. * Sargı bezi ya da temiz bir bezle yaranın üzerini tam olarak kapatıp, elinizle kanayan yerin üzerine baskı uygulayın. * Kolu ya da bacağı yukarı doğru ve kalp seviyesinin üzerine kaldırarak, kan akışını dindirmeye çalışın. * Bunu yaparken kaldırdığınız kol ya da bacakta kırık şüphesi olmadığından özellikle emin olun. * Yara yeri üzerine sargı bezi ya da temiz bir bezle basarak tampon uygulayın. Bunun yarayı tamamen örtmesi gerekmektedir. Bastırarak yara yeri üzerinde dikkatlice basınç uygulayın. Daha sonra sargı bezi ile iyice sarın. * Kanamanın halen kesilmediği görülürse, daha kalınca bir tamponu aynı sargı üzerinden iyice sarın. Bunun kanama odağının üzerinde ve aşağı yukarı basınç uygulayacak şekilde olmasına dikkat edin. * Eğer buna rağmen kanama durmuyorsa, kanayan yerin gerisinde, vücuda yakın olan ana atardamarın üzerine elinizle baskı uygulayıp, kan akışının azalmasını sağlayın. * Ana atardamara 19 dk.’dan çok direkt baskı uygulamayın ve damar üzerinde herhangi bir sıkı t urnike ya da bağ bağlamayın. * Hastayı bacakları gövdeden yukarı durumda olacak şekilde yatırarak derhal bir sağlık kurumuna gönderin.
KÜÇÜK DERİ YARALANMALARI VE KANAMALAR * Yara üzerinde pis, kir, toz, toprak varsa öncelikle bunları temizleyin; mümkünse temizve bol suyla yıkayın. Temiz bir sargı bezi ya da bez parçası ile üzerini geçici olarak kapatın. Bir süre yara yerinin üzerine elinizle basınç uygulayarak kanamayı durdurun. Daha sonra temiz bir pamuk parçası ile yaranın üzerini iyice kurulayıp temizleyin. Çıkan kanların oluşturduğu pıhtılar varsa çekip almayın; Bunlar kanamanın durdurulmasını sağlayan oluşumlardır. * Yaranın ve etrafını Betadin solüsyonu ile iyice temizleyin. Bu yaranın mikrop kapmasını engellemeye yarayacaktır. * Varsa yara bandı ile yara yerini tam olarak kapatın. Yara yeri büyükse steril bir gazlı bez ile yara yerini tam olarak kapatıp, sargı bezi ile sarın. * Daha sonra yara iyileşinceye kadar düzenli olarak pansuman uygulayın. Yarada sizi endişelendiren bir durum varsa derhal doktorunuza başvurun.
KIRIKLAR Kırık şüphesi olan yerde; Ağrı, şişlik, duyarlılık, şekil bozukluğu, fonksiyon bozukluğu, hareket anormalliği (olmaması gereken hareket) görülebilir.
Yapılması gerekenler: * Her zaman öncelikle kanama olup olmadığını kontrol edin. Eğer kanama varsa öncelikle kanamayı kontrol edin ve yarayı sarın. * Kırık olan yerin hareketine izin vermeyin. Gördüğünüz herhangi bir şekil bozukluğunu asla düzeltmeye çalışmayın. * Kırık yerininhareketine izin vermeyecek şekilde kol ya da bacağı atel ile destekleyin. Bunu yaparken her zaman kırık yerinin üzerindeki eklemi de içine alacak şekilde atel uygulaması yapmaya dikkat edin. Eklemin hareketine izin verilmemesi kırık yerinin iyice sabitleştirilmesine olanak sağlayacaktır.
OMURGA VE BOYUN KIRIKLARI * Omurga kırıkları, omurilik zedelenmelerine ve felce neden olabileceği için, daima çok ciddi ve dikkatlice değerlendirilmelidir. * Hastayı sakinleştirip, kesinlikle kımıldamamasını sağlayın. Hareket etmesine engel olacak şekilde vücudunun etrafını giysi, palto vb. şeylerle destekleyin. * Boynunu ve başını hiç oynatmayacak şekilde oldukça dikkatli destekleyin. * Derhal acil tıbbi yardım isteyin.
BAYILMALAR * Bayılanbir kişiyi yere sırtüstü uzatıp, bacaklarını yukarı doğru kaldırın ve rahat nefes almasını sağlayın. Solunum hızını ve nabzını kontrol edin. * Yanıt durumunu değerlendirin. Anormalbir durum varsa derhal tıbbi yardım isteyin. * Hasta kendine gelinceye kadar kontrolünüzü sürdürün. * Hastanın kısa sürede (5-10 dk.) kendine gelmesi beklenir. Gelmiyorsa derhal tıbbi yardım isteyin. * Hasta kendine gelmeye başladıysa onu sakinleştirerek yavaş yavaş oturma konumuna getirin. * Düştüğü sırada herhangi bir yerinin yaralanıp yaralanmadığını kontrol edin. * Yiyecek-içecek vermeyiniz.
YANIKLAR * Yanığın bulunduğu yer ve yanık alanı önemlidir. * Yanığın alanı büyüdükçe şok olasılığı artmaktadır. Vücut yüzeyinin %15’inden fazlasını kapsayan yanıklar ölüm tehlikesi oluşturabilir. * Yanık alanı enfeksiyonlar açısından ciddi bir risk yaratmaktadır. * Çapı 2-3 cm’den büyük, derinin altına kadar inen yanıklar ve elektrik yanıkları mutlaka hastanede doktor kontrolünde tedavi edilmelidir. * Yanık yeri olaydan hemen sonra temiz soğuk bir suyla, mümkünse musluk altında 5-10 dakika tutulmalıdır. * Yanık yerine asla yağ, krem, diş macunu, kolonya, pudro gibi maddeler uygulanmamalıdır. * Eğer yanık yerinde üzerinde içi sıvı dolu küçük kesecikler (veziküller) oluşmuşsa bunları kesnlikle ellemeyin ve patlatmayın. * Yanık nedeni parmak ve ellerde şişme oluşabileceğinden yüzük, saat vb. gibi maddeler çıkarılmalıdır. * Yanık yerinin enfeksiyon açısından ciddi bir risk taşıdığını kesinlikle unutmayın. * Yanık alanını ve etrafını Betadin solüsyonu ile temizleyin. * Temiz bir sargı beziyle yanık yerinin üstünü tam olarak kapatın. Kesinlikle pamuk kullanmayın. * Yanık yerini basınç ve sürtünmeden korumak gereklidir. Bu nedenle yanık yerinin üzerine çok sıkı bandaj uygulamayın. * Yanık pansumanı için derhal bir sağlık kurumuna başvurun.
BÖCEK SOKMALARI * Böceğin soktuğu yer kesinlikle kaşınmamalı, üzerine buz ya da soğuk kompres uygulanarak şişliğin oluşması azaltılmaya çalışılmalıdır. * Böceğin soktuğu yer ağız boşluğundaysa (dil, boğaz) oluşabilcek şişlik ve reaksiyon boğulma tehlikesi yaratabilir. Bu nedenle derhal hekime başvurulması yerinde olacaktır.
GÖZDE YABANCI CİSİM * Gözün tahriş olduğu durumlarda temiz ve bol bir suyla göz iyice yıkanmalıdır. Bunu yaparken göze kesinlikle elle temas edilmemesi ve ovuşturulmaması uygun olacaktır. Steril bir gazlı bezi göz ve çevresini iyice örtecek şekilde kapatın. Bunu yaparken uyguladığınız tamponun göze basınç uygulamamasına dikkat edin. Şüphelendiğiniz bir durum ya da gözde aşırı tahriş varsa, derhal doktorunuza başvurun.
KAYNAK: Acıbadem Hastanesi
Kanamalarda Ilkyardim
KANAMA ÇEŞİTLERİ
Üç gruba ayırabiliriz
A.KANIN AKTIĞI YERE GÖRE
1.İç kanama : Yaralanan organlardan kanın damardan dışarı çıkıp organların yada vücut boşluklarının içine çıkmasına denir.
2. Dış kanamalar : Genellikle yaralanmalar sonucu kanın damardan vücut dışına çıkmasıdır.
B. KANAYAN DAMARIN CİNSİNE GÖRE
1.Kılcal damar kanaması : Sızma şeklindedir. Kolayca durur. Üzerine pansuman koyup o kısmı yukarı kaldırmakla da kolaylıkla durur.
2. Toplar damar kanaması : Koyu kırmızı renkte, sızar, taşar biçimindedir. Üzerine pansuman koyup üzerinden sarılması ve o kısmı yukarı kaldırılması genellikle kanamayı durdurur.
3. Atardamar kanamaları : Açık renkte fışkırır tarzda olur. Hemen durdurulmalıdır.
Kanayan kol ve bacak kalp seviyesinden yukarıda tutmak kanamayı azaltır. Basınçlı pansuman ve turnike uygulaması gerekir.
C. KANAMANIN OLDUĞU ZAMANA GÖRE
Hemen görülen kanamalar, Kanama durduktan sonra tekrar görülen kanama,Geç olan kanama
KANAMA BELİRTİLERİ
● Baş dönmesi,
● Yüzde, dudaklarda ve parmak uçlarında solukluk olur.
● Deri nemli ve soğuktur.
● Nabız hızlı ve zayıftır. Güçlükle hissedilir.
● Solunum hızlıdır.
● Sanki hava alamıyormuş gibi bir his (hava açlığı) olur.
● Şuur azdır ve en sonunda kaybolabilir
ACİL OLARAK KANAMA DURDURUCU YÖNTEMLER
1.Parmakla basınç yapma : ufak yara, kanama az ise yara üzerine temiz bir mendil koyup parmağımızla 15-20 dk. bastırın. Kan pıhtısını silmeyin. Kanamayı yeniden başlatırsınız.
2.Basınçlı pansuman : Kravat, eşarp, sargı bezi ile kanayan yara üzerine temiz bir mendil yada bez koyduktan sonra üzerine sıkıca sarın. Yara içinde görülen kemik parçası, mermi, bıçak gibi yabancı cisimleri çıkarmayın. Yaralı yeri kalp seviyesinden yüksek tutun
3.Kanayan yerin yüksekte tutulması : Yara ve kanayan kısım kalp seviyesinden yukarıda tutulması kanamayı azaltır
4.Damar üzerine basınç yaparak kanamaların durdurulması.
Basınç yapılacak nokta o bölgeye giden atardamarların kemik üzerinde yüzeyselleştiği yerdir.
Parmağınızla kemik arasında damar sıkıştırılması ile alt tarafa kan geçmez a)Şakak bölgesindeki kamalar: b)Yüz bölgesindeki kanamalar: c)Baş, yüzün bir bölümündeki kanamalar d)Kol + Ön koldaki kanamalar: e)Bacakta olan kanamalar: f)Atardamar kanamaları: Ani ölüme yol açar, hastaneye acilen gönderilmeli bu sırada turnike uygulanmalıdır
5.Bandaj (Turnike) kullanılarak kanama durdurma.
Kanayan yerin daha yukarısından eşarp, mendil, kravat, veya ince bir lastik ile kanama duruncaya kadar sıkın. (Kesinlikle tel kullanmayın) Turnike atardamar yaralanmalarında kullanılmalıdır. Aşırı sıkı turnikeler yumuşak doku ve sinir çizilmelerine sebep olacağı unutulmamalıdır 20 dakikada bir gevşetip sıkın. Bandajın saati yazılır. Çift kemiklerin üzerine uygulanmaz
6.Organ kayıplarında (el-ayak, kol, bacak): Bandaj uygulanır. Hastaneye kadar bandaj açılmaz.( kopan uzuv bulunan temiz bir naylon torbaya koyup ağzını kapatın. İçinde buz bulunan ikinci bir naylon torbanın içine koyup hasta ile birlikte hastaneye gönderin. 8 Saat içinde kopan uzuv yerine dikilebilir.
BURUN KANAMASINDA İLK YARDIM
Burun kanatlarına baş ve işaret parmağınızla 10 dakika bastırın Enseye ıslak, soğuk bez konur. Hastayı yan ve yüzükoyun yatırırsanız kanın solunum yollarına kaçmasını önlemiş olursunuz. ( Stabil Yan pozisyonu )
Boğulmalarda Ilk Yardim
BOĞULMANIN GENEL NEDENLERİ
1 ) Solunum yolu tıkanıklıkları: Solunum yolu çeşitli nedenlerle tıkanabilir.
Anatomik nedenler: Dilin arkaya gitmesi, başın öne doğru bükülmesi
Mekanik nedenler : Yabancı cisimler, ağızda biriken kan, takma diş.
Çeşitli hastalıklar: Solunum yollarının yaralanması, ses tellerinin şişmesi
2 ) Solunumu (deprese ) yavaşlaması veya durması:
Santral sinir sistemine etki eden durumlar: Çeşitli zehirli gazlar, böcek ilaçları, kafa yaralanmaları
Solunum sistemi ile ilgili durumlar: Suda boğulma, iple boğulma, solunum yollarına çeşitli maddelerin (sıvı, yemek vs.) kaçması
3 ) Kan ve dolaşım sistemi ile ilgili durumlar
Zehirlenmesi ( eksoz gazı gibi ),elektrik çarpmaları, derin şok durumu, ağır kanamalar, siyanür zehirlenmesi vb. bulunmaktadır.
4 ) Akciğer ve göğüs duvarı ile ilgili durumlar
Yaralanmalar sonucu akciğer ve akciğer zarı arasında hava girer. Akciğer büzülür. Solunum zorluğu olur. Şiddetli ezilmeler vb. durumlarda asfikseye yol açar.
BOĞULMADA ANA İLKYARDIM KURALLARI
1- Boğulmaya yol açan neden ortadan kaldırılır.
2- Boyun arkaya doğru bükün. Çene açılır, dil öne doğru çekilir.
3-Ağızdan ağıza yapay solunum yapılır. Bu sırada göğüs öne doğru yükselip yükselmediği kontrol edilir.En önemli ilkyardımdır. İlk üç dakikada yapılmalıdır. Daha uzun süre beyin O2’liğe dayanmaz. Şuursuz kalan kişinin dili arkaya doğru kayarak solunum yolunu tıkar. Başıda öne doğru düşer. Solunum yolunu bükerek ve daraltarak havanın geçmesi önlenmiş olur.
SOLUNUMUN KONTROLÜ
1- Solunum sesini dinleyin.
2- Ağız- buruna ayna, gözlük camı tutarak soluk verme ile camın buğulandığını görürsünüz.
3-Göğüs kafesinin öne doğru yükselip yükselmediğini kontrol edin.
4-Elinizin sırtını ağız – buruna doğru tutarak soluk verişini hissediniz
5-Elinizi göğüs kafesinin üzerine koyarak 1 dakika süre ile göğüs kafesinin öne doğru hareket edip etmediğini saptayınız.
AĞIZDAN AĞIZA YAPAY SOLUNUMA NE ZAMAN BAŞLANMALIDIR ?
Yeterli solunum, basit önlemler ile ( solunum yolunun açılması ve açık tutulması ) sağlanamıyorsa solunuma yardım edilmelidir.
Hasta – yaralının solunumu durmadan gerekebilir. Solunum yardımı yardımcı gerek olmaksızın yada yardımcı gereçle yapılabilir.
Ağızdan - ağıza
Ağızdan - buruna
Ağızdan yardımcı gereçle
Solunum hızı ve soluk hacmi: Yaşa ve vücut ölçülerine bağlıdır.
Aşırı yüksek soluk hacmi: Hastanın göğüs bölgesinde yüksek basınç oluşturur. Verilen hava ile hastanın midesi de şişer. Buda akciğerlerin genişlemesini engeller.
Çok az soluk hacmi: Hastaya gerekli O2 ve CO2 değişimi sağlayamaz
Çok yüksek sayıda: İlkyardımı yapan kişinin çabuk yorulmasına veya yaralının kasılmasına sebep olur.
YAPAY SOLUNUM ÇEŞİTLERİ
AĞIZDAN – BURNA SOLUNUM:
Hastanın hava yolları, ağız kapalı iken ve alt çene yukarı kaldırılmışken daha kesin olarak açık tutulabilir.
Hastanın burnuna ilkyardımı yapan kişi ağızını daha rahat yerleştirebilir.
Üfleme basıncı burun boşluklarından azalır. Böylece midenin şişmesi önlenir.
Teknik: Hastayı düz bir zemine yatırın. Kemer ve kravatı çözün. Hastanın başına diz çökün. Bir elinizle hastanın alın saç çizgisinden, diğer elinizle çene altından kavrayın. Hastanın başını arkaya – geriye doğru çekin, çeneyi öne çekin. Ağız alt dudak ve çene ucu arasına uygulanan basınç ile kapatılır. Derin bir nefes alarak ağzını hastanın burnuna sıkıca kapatın. Nefesinizi üfleyin. Başarılı olup olmadığınızı anlamak için göğüsün yükselip yükselmediğini kontrol edin AĞIZDAN – AĞIZA SOLUNUM
Burun yaralanmaları veya burun tıkalı olduğu zamanlarda uygulanır.
Teknik: Hastayı düz bir zemine yatırın. Kemer, kravatı çözün. Göğüs kısmından harekatı görebilecek şekilde göğüs kısmını açın. Hastanın yanına diz çökün. Bir elinizle alın saç çizgisinden diğeriyle çene altından kavrayın. Başını arkaya, çeneyi öne doğru çekin, hastanın ağzı parmak genişliğinde açın. Alına yerleştirdiğiniz elinizle burun deliklerini kapatın. Derin bir nefes alıp hastanın ağzına üfleyin. Kontrol için göğüsün hareketine bakın.
DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
Hastayı düz bir zemin üzerine sırtüstü yatırın.
Yakasını, kemerini, kravatını, elbisesinin önünü açın.
Boyun kırığından şüpheleniyorsanız baş ve boyunu bükmeyin. Yalnızca alt çeneyi öne doğru çekin. Takma diş, ağız boşluğunda bulunan kan, kusmuk gibi yabancı cisimleri parmağınıza doladığınız bir mendil ile temizleyin. Bunu yaparken daha derine, soluk borusuna kaçmamasına dikkat edin Büyükler için 1 dakikada 12 kez düzenli ve kuvvetli olarak üfleyin.
Başkası tarafından doktora telefon ettiriniz.
İlkyardıma hiç ara vermeden tıbbi yardım gelene kadar, yada hastaneye gidene kadar devam edin.
Bir bez yada mendili hastanın ağız – burnuna koyarak ilkyardımı yapabilirsiniz. Solunuma engel teşkil etmez.
SUDA BOĞULMADA İLK YARDIM
Suda boğulma yada solunum yollarına bir sıvının kaçması sonucu akciğerler sıvı ile dolar. Gırtlak kaslarında kasılma olur. Kalp düzensizleşir. Kana geçen su ile kırmızı kan hücreleri parçalanır ve ölüm meydana gelir.
Kişi soluk, soğuk, gevşek ve morumsu renktedir. Nabız zayıflamıştır, yada kaybolmuştur. Şuur değişik derecede azalmış olur.
Tatlı suda boğulmada kana geçen su kan hücrelerin parçalanmasına yol açar.
Tuzlu suda boğulmada kandan su akciğerlere geçer ve kanın akıcılığı azdır.
1-Boğulma tehlikesi geçiren kişiyi karaya çıkarıp sırtüstü yere yatırın. Yakasını, kravatını, kemerini gevşetin. Ağız içindeki yabancı cisimleri temizleyin.
2-Ağızdan - ağıza yapay solunum yapınız.
3-Verdiğiniz hava solunum yollarındaki hava ile karışır. Solunum yolundaki su köpürerek dışarı çıkar. Soluk verdiği zaman kişinin başını çabucak yana çevirin. Her seferinde daha fazla su köpürerek dışarı çıkar ve yaralıya yeterince solunum yaptırmış olursunuz. Mide üzerine bastırarak midedeki suyunda dışarı çıkmasını sağlayın. 4-Islak elbiselerini çıkartır. Battaniyeye sarıp ısınmasına yardımcı olun. Şuuru düzelince sıcak içecekler verin
5-Kendi solunumuna başlayana kalp normal çalışana kadar ilkyardıma gerekirse kalp mesajına (kompresyonuna)devam edin.
6-Şuuru yerine gelirken amonyak, kolanya koklatın. Derin soluk almasını sağlayın.
7-Kesinlikle hastaneye gönderin
Elektrik çarpmasinda Ilk Yardim
Yüksek voltajlı elektrik akımının yerle temas eden vücuttan geçmesi sonucu olur.
Yaralı yüksek bir yerde, direkte bulunuyorsa itfaiyenin yardımı ile kurtarılıp yere indirilmelidir
Unutulmamalıdır ki elektrik yanıkları görüldüğünden daha derindir. Kas krampları ile kırıklar sinir felci solunum merkezinin felci solunumun ve kalbin durması.
1-Kesinlikle kendinizi tehlikeye sokmayın
2-Elektrik devresinin kapatılması ve başka uzman kişiler tarafından yeniden açılmamasına yönelik önlem alınması ( İtfaiye, elektrik idaresi)
3-Hasta bazen akım kaynağına yapışabilir. Kuru tahta, sopa vb. aletler ile hastanın elektrik teli olan ilişkisi kesilmelidir. Elbisesi yanıyorsa söndürün. Hemen başka yere taşımak için zaman kaybetmeyiniz.
Yaralı şuursuzsa(-) ve soluk almıyorsa(-)
Elbiselerini gevşetin, kemerini çözün, yakasını açın. Yapay solunum yapın. Gerekiyorsa kalp masajı yapın. Şok durumunu önleyici tedbir alın. Ayaklarını yukarı kaldırın.
Yaralı şuursuzsa(-) ve soluk alıyorsa(+) Elbiselerini gevşetin, kemerini çözün, yakasını açın. Şok durumunu önleyici tedbir alın. Ayaklarını yukarı kaldırın. Gerekiyorsa kalp masajı yapın.
Yaralı şuurlu (+) ve soluk alıyorsa(+) En yakın hastaneye taşıyın. Sakinleştirin. Sodalı su, çay gibi içecekler alabilir. Bir çay kaşığı yemek sodası ve bir çay kaşığı tuzu 1/3 litre suda eritip kazadan sonra ilk saatlerde her saat içirin. Ambulansla hastaneye gönderin. Kesinlikle yürütmeyin. Hafif ve kısa süren elektrik çarpması ile kas kasılmaları, uyuşukluk, karıncalanma duygusu olabilir.Uzun süren ve kuvvetli çarpmalarda şiddetli kas kasılmaları, şuur kaybı, solunum ve kalp durması olabilir
Yaralanmalarda Ilk Yardim Ve Pansuman
Ateşli Silahlarla olan yaralanmalarda İlk yardım. Merminin yalnız giriş deliği olabileceği gibi çıkış deliği de bulunabilir. Çıkış deliği çoğu kez büyüktür.
1.Giriş-Çıkış deliği üzerine pansuman, yoksa mendil kapatınız.
2.Sargıları basınç uygulayacak şekilde bağlayınız.
3.Yarada kemik parçası, mermi ve yabancı cisimleri kesinlikle çıkarmaya çalışmayın.
4.Yaralı kısmın altına kalın karton, tahta koyup sararak tespit edin. Yaralı kısmı kalp seviyesinin üstünde tutun.
5.Yaralı kısmın üstüne buz sarılı havlu koyabilirsiniz.
6.Ağızdan sulu yada katı yiyecek vermeyin.
7.Hemen hastaneye gönderin.
Karın Yaralanmalarında İlk Yardım.
1.Hiç bekletmeden hemen hastaneye gönderin.
2.Ağızdan hiçbir şey vermeyin.
3.Yara yerin üzerini temiz bir bez ile örtün. Hafif baskı yapacak şekilde sarın.
4.Eğer bağırsaklar dışarı çıkmış ise tekrar içeri koymaya çalışmayın. Islak bir bez ile örtün. Hafif baskı yapın.
Yaralıyı sırt üstü yere yatırın. Arkasını 15 derece yükseltin. Diz kapakları altına battaniye koyarak destekleyin.
Yanik Ve Donma Ilkyardimi
YANIKTA İLK YARDIM
Yanık yeri su ile yıkayın, içi su dolu kabarcıkları patlatmayın. Yanık yerin hava ile ilişkisini kesmek için mendil yada çarşaf ile örtün. Şok durumunu önleyin. Şuuru yerinde ise bol sulu gıda veriniz. Hemen hastaneye gönderin. Yanık kol ve bacağı kalp seviyesinden yukarı tutun. Yanık yerde bulunan yüzük, bilezik vb. çıkartılmalıdır. Büyük yanıklar zaman geçirilmeden hastaneye gönderilmelidir.
Yanıkta yapılması gerekenler:
Yanık yerin üzerine salça, yoğurt, diş macunu vb. şeyleri sürmeyin. İçi su dolu kabarcıkları patlatmayın. Yapışmış olan elbiseleri yaranın etrafından keserek çıkartın.
DONMALARDA İLK YARDIM
Değişik derecelerde soğuğun etkisi ile donuk meydana gelir. En çok sırasıyla ayak parmak uçları, kulak, burun ve el parmaklarında donma görülür.
1.Yaralıyı donma bölgesinden kurtarın. Rüzgardan koruyun. Açıkta iseniz kapalı bir yere girin.
2. Elbiselerini çıkartın. Deriye yapışmış ise ılık su ile buzunu eritin. Battaniyeye sarın Kesinlikle soba-lamba gibi sıcak cisimlerin yanından uzak tutun. Karla yada elinizle ovuşturmayın. Nefesinizle ısıtmaya çalışın. 3. Kuru ve ısıtılmış giyecekler giydirin. Kol ve bacaklarını hareket ettirin. Deri normal rengini ve ısısını tekrar kazansa da hemen yürütmeyin. Derinin rengi 30 dakika düzelmez ise hemen hastaneye götürün.
4. Duruş yeri kalp seviyesinden yukarıda tutun. Bilezik,yüzük vb. çıkartın. Oluşan su dolu kabarcıkları patlatmayın.
5. Şuuru yerinde ise şekerli sıcak içecekler verin.
6. Nabız ve solunumu kontrol edin. Gerekli ise yapay solunum ve kalp masajı yapın.
Hayvanlarin Sokma Ve Isirmalarina Ilk Yardim
KÖPEK ISIRMASINDA : Isırılan yeri sabun ve su ile yıkayın. Köpeği tespit edip karantina altına alınmalıdır.
Hastaneye gidin. Kuduz ihtimaline karşı aşı olun.
Kuduz: Yarasa ısırmasından, yalamasından ya da yarasaların dolaştığı mağaranın havasının solunmasından bulaştığı bildirilmiştir.
AKREP SOKMASINDA : Kişiyi yürütmeyin. Isırılan yerin yukarısına eşarp yada mendil bağlayın. Sokulan yere amonyak sürün. Gerekli ise yapay solunum yapın. Hastaneye gidin.
ARI SOKMASINDA : Çok duyarlı kişilerde ölüm görülebilir.
Sokulan bölgeyi hareket ettirmeyin. Üzerine buz koyun. Amonyak sürün. Daha sonra yemek sodası eritilmiş su ile pansuman. Gerekli ise yapay solunum yapın. Ağız, boğaz sokulmuşsa, astımınız varsa, birden fazla arı tarafından sokulmuş iseniz hemen hastaneye gidin.
KEDİ ISIRMASI :Musluk suyu ile bolca yıkayın. Temiz pansuman koyun. Isırılan yeri kalp seviyesinden yüksekte tutun. Buz koyun. Hastaneye gidin.
FARE ISIRMASI:Musluk suyu ile yıkayın. Temiz pansuman koyun. Isırılan yeri kalp seviyesinden yüksekte tutun. Hastaneye gidin.
ÖRÜMCEK ISIRMASINDA: Dişi siyah örümcek zehirlidir. Zehri sinir sistemine etki eder. Sokulan yeri oynatmayın. Üzerinden eşarp, kravat ile bağlayın. Buz koyun. Yemek sodası eritilmiş su ile bir bez konursa ağrı azaltılabilir. Gerekli ise yapay solunum ve kalp masajı yapılmalıdır. Hastaneye gönderin.
YILAN ISIRMASI:En tehlikeli olanı engerek yılanının sokmasıdır. Geceleri avlanmaya çıkar. Başı üçgen şeklinde olup üst dudağında uçta ve yukarı kalkık pullu yumuşak bir boynuzu vardır. Esas rengi boz olup sırtında uç ucuna dizili ve baklava şeklinde siyah bir şeridi vardır. Çok zehirlidir.
Isırılan yerde ağrı, yanma duygusu, şişlik, morluk olur. Diş izleri görülür. Yılan zehrinde etki yapan toksinler
1-Sinir sistemine etki yapan toksin(nörotoksin): Solunum merkezini felç eder. Kan dolaşımını etkiler. Bazı sinir hücrelerinin ölümüne yol açar.
2-Dolaşım sistemine etki yapan toksin(hemorojik): Kanın kıl kökü damlarlarından dışarı çıkmasına ısırılan yerin mor görünmesine neden olur.
3-Kanın pıhtılaşmasına etki eden toksin(koçgulin): Kanın damar içinde pıhtılaşmasına yol açar.(entikoagulin) kanın pıhtılaşmasını önler.
4-Kan hücresine etki eden toksin(hmolisi): Kanın kırmızı hücrelerinin parçalar.
· Hücre zehri olan toksin kangrene yol açar.
En çok sinir sistemine ve kan sistemine etki yapar. İnsanda uyuklama, mide bulantısı, kusma ve solunum kaslarında felç, solunum durması ve ölüm olabilir.
İlk yardım: Sırt üstü yatırın. Oynatmayın. Tespit edin. Isırılan yeri kalp seviyesinin altında tutun. Isırılan yukarısına eşarp, kravat ile sıkın. Yılan zehri lenf damarlarıyla yayılır. 1,5 saatten fazla sıkmayın.,her yarım saatte bir 5-10 dakika gevşeterek zehrin yavaş yavaş vücuda yayılmasının sağlayın. Yılan serumu uygulandıktan sonra turnike uygulamayın. El ve ayak parmaklarına turnike uygulamayın.
Isırılan yeri kaynatılmış soğutulmuş su ile bolca yıkayın. Buz uygulayın. Isırılan kişiyi kesinlikle sarsmadan, ısırılan yeri oynatmadan hastaneye kaldırın. Masaj yapmayın.
Isırılan yerin emilip-kesilmesi: Pek faydası yoktur. Yaranın iltihaplanması, damar, sinirlerde yaralanmaya yol açar. Yardımı yapan kişide zehirlenir. Yılan serumu ölüm oranını % 10 kadar düşürür. Gereksiz yere yaptırılmamalıdır. İlerde tekrar yılan serumu yapılması gerektiğinde alerjik durumlar olur.
Isırılan yerdeki şişlik ve morluk yukarıya doğru ilerlemişse turnikeyi daha yukarı koyun. Alkollü içki vermeyin. Isırılan yeri ateşle dağlamayın. Mümkünse ısıran yılanı öldürün., kuyruğundan tutarak kaşıyın. Yılanın cinsinin tespiti hakkında bilgi verin.
Kişi en az 6-8 saat gözlem altında tutunuz. Zehrin etkisi geçtikten 2-3 gün sonra ısırılan yeri kalp seviyesinden yukarı kaldırın.
Kirik, çikik Ve Burkulmada Ilk Yardim
GENEL ÖNLEM OLARAK. 1.Deride yara varsa üzerini steril bir pansuman yada mendil ile kapatın.
2.Yara içinde görülen kemik parçalarını çıkartmaya çalışmayın. Üzerine steril pansuman koyun. Bir bezi simit şeklinde katlayıp, delik olan kısmı ortaya gelecek şekilde yerleştirin. Üstüne pamuk yada sünger koyup sarın.
3.Kırık yeri oynatmayın. Tespit edin. Kullandığınız tahta yada kalın karton kırık yerin alt ve üst eklemlerini geçmelidir
4. Şoku önleyin. Kanamayı durdurun. Kırık yerin üzerine havlu sarılı buz torbası koyun.
5. Kırığı hangi pozisyonda bulmuş iseniz o konumda tespit edin.
6. Yaralıyı battaniye ile örtün. Dinlendirin
BURKULMALARDA İLK YARDIM Bir eklemin etrafındaki bağların, eklem kapsülü ve diğer yumuşak doku yapılarını; eklemin normal hareket genişliğinin ötesinde zorlanmasına "BURKULMA" denir. Eklemde şişlik, ağrı, morluk olur. Bu yapılar normalden fazla gerilebilir. Hatta yırtılabilir. Hareketler ağrılıdır.
-Burkulmuş eklemi hareket ettirmeyiniz.
-O eklem üzerine yarım saat havluya sarılı buz torbası koyunuz.
-Burkulmuş ayağınızın üzerine basmayınız. Koltuk değneği kullanınız.
-Burkulmuş ayağınızın altına 4-5 yastık koyarak kalp seviyesinin üzerine kaldırınız. Burkulmuş yerinizi sarkıtmayınız. Şişlik, kanama ve ağrı olabilir.
-Burkulma kolunuzda ise kolunuz kalp seviyesi üzerinde olacak şekilde tülbentle kolunuzu boynunuza asınız.
-Kesinlikle sıcak havlu ya da termofor uygulamayınız. Şişliğin artmasına yol açarsınız. -Ovuşturmayınız. O ekleminizi dinlendiriniz.
-Elastik sargı ile sıkmayacak şekilde sarınız.
-Parmaklarınızı oynatarak kaslarınızı çalıştırınız. Böylece kasların pompalayıcı etkisi ile şişliğin azalmasına çalışınız.
-Her burkulmanın altından bir kırık ya da eklem bağı yırtığı çıkabileceğini unutmayınız.
-En yakın sağlık merkezine götürünüz.
EZİLMELERDE İLK YARDIM Vücudun bir yerine örneğin kol ya da bacağa ağır bir cisim düştüğü ya da çarptığı zaman deri ve altındaki dokular kaslar ezilir. Yırtılabilir, kanama şişlik olur.
-Elastik sargı sarıp o yerinizi yüksekte tutunuz.
-O bölgeye havluya sarılı buz uygulayınız.
-O bölgenizi dinlendiriniz.
OMURGA KIRIKLARINDA İLK YARDIM
Yüksekten düşme yada Trafik kazası sonucu omurgadaki kırık ve bazen, içinden geçen omurilikte düzeltilemeyen yaralanmalar olabilir.
1.Yaralıya belinde, boynunda ağrısı olup olmadığını sormadan döndürmeyin. Ayağa kaldırmayın Kesin tanı konmadan belinde ağrı olan yaralıyı kırık varmış gibi hareket edilmelidir.
3.Omurgada kırığından şüpheleniyorsanız yaralıyı hareket ettirmeden altına geniş bir tahta yada kapı yerleştirin Baş ve boynunun her iki yanına ayakkabı, katlanmış ceket vb. koyarak boynunun hareketini önleyin. Alın üzerinden tespit edin. 4.Yaralıyı geniş bezler ile tespit tahtasına bağlayın. Böyle taşıyın 5.Yara varsa pansuman koyun. Şoku önleyin.
ÇIKIKLARDA İLK YARDIM Çıkık olan eklemde ağrı, şişlik, hareket sınırlılığı vardır. Çıkık eklemi bükme ile eklemin tekrar eski çıkık durumuna geldiği görülür.
-Çıkık olan eklemi yerine koymaya çalışmayınız.
-Kırıkta olduğu gibi çıkık eklemi bir şekilde tespit ediniz.
-Çıkıktan şüphelendiğiniz zaman eklemde ve onun yanındaki kemiklerde kırığın, eklem bağında yırtığın da olabileceğini unutmayınız.
-Çıkık eklem üzerinde yarım saat havluya sarılı buz torbası koyunuz.
-Kalp seviyesinin üzerinde tutunuz.
-En yakın sağlık merkezine götürünüz.
 19-05-2007, 11:25 |
 |
Krizantem
Meslek: Eğitimci
Yaşadığınız Yer: Diğer
Kan Grubunuz: A Rh+
Medeni durumunuz: Evli |
|
Üyelik Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,614
Teşekkür Et: 85
143 yazı için 326 kez teşekkür edilmiş Tecrübe Puanı: 43
| |
Zehirlenmelerde Ilkyardim
Zehirlenme Nedir? Herhangi bir kimyasal, organik veya fiziksel madde vücuda girdikten sonra özelliğine göre yerel veya genel hasar meydana getirerek, ölüme neden olabiliyorsa bu maddeye ZEHİR, olaya ise ZEHİRLENME denir.
Yerel belirtiler:
- Sokulan, ısırılan, temas eden yerde kızarıklık, şişlik, gerginlik, ağrı ve kaşıntı
Genel belirtiler:
- Vücut ısısının yükselmesi (ateş),
- Tüm vücutta kızarıklık, döküntü, kaşıntı,
- Solunum sıkıntısı, hızlı ve zayıf atan nabız,
- Baş ağrısı, kulak çınlaması,
- Halsizlik, kendinden geçme, gelişen bilinç kaybı,
- Şok, ölüm.
Zehir, vücuda bilerek (kasti) veya bilinmeden(kazara), dört yoldan alınabilir:
1-Sindirim, 2-Solunum, 3-Deri ve 4-Kan yoluyla, olmak üzere
Sindirim Yolu Zehirlenmeleri Ağız yoluyla alınan her türlü zehir etkisi yapan maddelerle meydana gelirler; bayat besinler, ilaçlar, alkol, korozif (yakıcı, tahriş edici) maddeler ya da alerjik etki yapan maddeler vb.
İlkyardım:
* Eğer zehrin alınması üzerinden henüz 30 dakika geçmemişse, o zaman kusturulur.
KUSTURMAK İÇİN:
- Tercih edilen kişinin kendi parmağı ile küçük dilini dolayısıyla da öğürme refleksini uyararak kusmasını sağlamaktır,
- Sıcağa yakın ılık su içirerek de kusturma sağlanabilir (kişi bardağı kendisi tutarak içmelidir! başkası tarafından içirilmemelidir!).
KUSTURULMAYACAK DURUMLAR:
- Asit veya bazik madde (korozif madde) içeren sıvılar içilmişse,
- Petrol ürünleri içilmişse,
- Bilinci kapalı ise.
* Kusturulduktan sonra soğuk veya sıcak olmayan su içirilir, kusturulmayacak durumlarda da yine su içirilir.
* Hastaneye götürülür, özellikle korozif madde içmiş kişilerin mutlaka hastane tedavisine gereksinimleri vardır:
* Ne yapılacağına karar verilemeyen durumlarda mutlaka ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ aranmalıdır. Merkez aranmadan önce aşağıdaki bilgiler toplanmalıdır:
- Zehirlenme ne ile meydana geldi, kutu veya prospektüs varsa yanınızda olmalı,
- Kutudaki / şişedeki miktar ne kadar kalmış, daha önce ne kadarmış, çevreye saçılmış mı?
- Zehir ne zaman alınmış, hastanın durumu nasıl?
Solunum Yolu Zehirlenmeleri Tüp gaz, egzoz gazı (karbonmonoksit), duman ve diğer zehirli gazların solunması sonucunda görülür. Özellikle renksiz ve kokusuz zehirli gazlarla meydana gelen zehirlenmelerde kişide görülen belirtilerin saptanması hayat kurtaracaktır.
Belirtileri:
-Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, kendinden geçme, bulantı-kusma, deride renk değişimi.
İlkyardım:
* Öncelikle kaynak kapatılır, havalandırma sağlanır, kişi temiz havaya çıkartılır.
* Yüzüne su serpilebilir, kolları açılıp kapatılabilir,
* Gerekiyorsa suni solunum ve kalp masajı yapılır,
* Mutlaka hastaneye götürülür.
Zehirli mantar, Tütün ve Zehirli Diğer Bitkiler ile Olan zehirlenmelerde İlk yardım
-Ağızdan bol su içirerek sulandırınız.
-Parmağınızı zehirlenenin ağzına sokarak kusturmaya çalışınız. Tırnağınız uzunsa hastanın boğazını yaralayabilirsiniz. Tırnağınızı kesiniz.
-Kusarak çıkarılanı saklayınız. Birlikte hastahaneye götürünüz. Böylece zehrin cinsi saptanabilir.
-Zehirli gıdayı aldıktan sonra 3-4 saat geçmişse müshil vererek dışarı atılmasını sağlayınız.
-İki üç yemek kaşığı tıbbi kömürü bir bardak su içinde karıştırarak içiniz. Tıbbi kömür zehirleri bünyesinde tutar.
-Şoku önleyiniz. Hastahaneye gönderiniz.
DİKKAT: Genel kural olarak zehirlenen kişiyi kusturmayın; bu kuralın tek istisnası eğer kişi bilinçli ise ve kısa bir süre önce olması "ilaç içimi" söz konusu ise kusturulabilinir. |
 19-05-2007, 11:25 |
 |
Krizantem
Meslek: Eğitimci
Yaşadığınız Yer: Diğer
Kan Grubunuz: A Rh+
Medeni durumunuz: Evli |
|
Üyelik Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,614
Teşekkür Et: 85
143 yazı için 326 kez teşekkür edilmiş Tecrübe Puanı: 43
| |
a. Yapılması Gerekenler -Yaralıyı emniyetli bir yere alarak oturtunuz veya yatırınız.
-Ellerinizi sabunlu su ile yıkayınız.
-Varsa önce kanamayı durdurunuz.
-Yara üzerinde giysi varsa dikiş yerinden sökünüz veya kesiniz.
-Yara çevresinde kılları temizleyiniz.
-Yara üzerine pansuman koyduktan sonra yara etrafını sabunlu su ile temizleyiniz ve yaraya değmeyecek şekilde tentürdiyot sürünüz.
-Yara kirli ise yarayı merkezden, dış çevreye doğru ılık sabunlu su ile yıkayınız.
-Yara üzerine pansuman koyup, sargı bezi ile sarınız.
-Yaralı kısmın altına kalın karton vb. koyup sararak tespit ediniz, dinlendiriniz.
-Ağrıyı, şişliği ve morluğu önlemek için o bölgeye havluya sarılı buz koyunuz.
-Yara içinde batık cisimler varsa, simitçik yapıp koyunuz ve sargı bezi ile sarınız.
b. Yapılmaması Gerekenler -Yara üzerine tentürdiyot ve benzeri antiseptik sürmeyiniz.
-Yara üzerine, yara tozu, pudra, merhem, kül, tütün vb. şeyler koymayınız.
-Batmış olan cisimleri çıkarmayınız.
-Yara üzerine pamuk koymayınız.
-Yaraya ve pansuman malzemesine el sürmeyiniz. |
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
<

Son Yazılar
• ABD filminde figüranlık devri bitti
• Orijinal Dilinde Dickens
• SEVAP ORTAKLIĞI
• ARKADAŞLAR OKUYALIM LÜTFEN ..! ( ve dikkkate alalım..
• BÜYÜK İSRAİL..!
• Bu kedi bir servet!
• Rafet El Roman Resimleri
• İsmail YK Fotoğrafları
• Balayı Seçimi
• Düğün Mekanı Seçimi
• Nikah Şekeri Seçimi
• Gelin Kuaförü - Gelin Saçı
• Yüzük & Alyans Seçimi
• Düğün Davet Organizasyon
• Damat Tıraşı
• Fotoğraf & Kamera Seçimi
• Düğün Pastası Seçimi
• Gelinlik El Çiçeği
• Gelinlik Ayakkabı Seçimi
• Gelinlik Altı İç Çamaşırı
Kategoriler
|