YAZINI BURAYA YAZ GÖRÜNSÜN

SEVAP ORTAKLIĞI - Hoşgeldiniz... Hoşgeldiniz... - Blogcu




Hoşgeldiniz... Hoşgeldiniz...

Çarşamba, Şubat 4, 2009 - SEVAP ORTAKLIĞI

SEVAP ORTAKLIĞIYazdırE-posta

Gülhane Parkındaki Has Ahırlar kısmında açılmış bir müze var. İslam İlimleri tarihi Müzesi. Bu müze, Frankfurt Üniversitesi Profesörlerinden Fuat Sezgin tarafından kurulmuştur.

ImageBu müze, İslam İlimleri tarihine ışık tutan o kadar kıymetli bir müessesedir ki dünyada bir eşi yoktur. Bu müzeyi gezerken herkesten ayrı bir zevk duyarım. Çünkü bu müessesenin İstanbul’a kuruluşundaki hayra ve sevaba kendimi ortak hissederim de ondan.

Sevap ortaklığı nedir? Hayırlı bir iş yapılmışsa, o hayırlı işe katkısı bulun herkes onun sevabına ortaktır. Sevap ortaklığı dediğim zaman, ilçemizde bulunan Hacı Ali Ağa adında bir zattan bahsetmek isterim. Hacı Ali Ağa zengin ve hayır sahibi birisiydi. Cuma namazları sonrası, kasabada çay içmeye girdiği kahvede etrafı halka halka çevrilir ve onun esprili sohbetleri dinlenirdi. Onu en çok hatırlatan şey, sohbet esnasında masasına bir dilenci geldiği zamanki davranışı idi.

Bir kahvede otururken bir dilenci gelip el açarsa, etrafında bulunanlardan birisine , “Şuna bir lira ver” derdi. O kimse bunu çıkarıp verdiği zaman, “Bunun sevabına ben ortağım” diye espri yapardı. Herkes bilirdi ki, Hacı Ali Ağanın bu davranışı, kendisinin dilenciye para vermekten kaçınmasından değildi. Onun maksadı, bir başkasına sevap işletmek ve bu sevaba sebep olduğu için kendisini de ortak yapmaktı.

Yukarıda bahsettiğim müzeyi gördüğüm zaman, bu sevaba benim ortaklığım yanında bir çok kimsenin de hissesi olduğunu hatırlarım. Bu hikaye çok enteresan ve ibret vericidir.

Hikaye, 27 Mayıs 1960 tarihinde, ihtilal idaresinin bir ilim adamını, üniversiteden atmasıyla başlamıştır. Bu ilim adamı Fuat Sezgin’dir. Fuat Sezgin, üniversiteden atıldıktan sonra Frankfurt Üniversitesi’ne gitmiş orada İslam İlimleri enstitüsü ve buna bağlı bir müze kurmuştur. Bu müzenin kuruluşuna İslam dünyasının bütün ülkelerinin katkısı bulunduğu halde, Türkiye’nin herhangi bir katkısı ve ilgisi görülmemiştir.

Müze Frankfurt’da olduğu halde, uzun yıllar oradaki konsoloslarımız bunu ziyarete gitmemiştir. Biz Avrupa Konseyi üyesi olarak Strazburg’tan İstanbul’a Frankfurt üzerinden dönerdik. Frankfurt’tan İstanbul’a bir sabah ve bir de öğleden sonra iki uçak vardı. Ben her seferinde, öğleden sonraki uçağı tercih eder, bu fırsattan yararlanarak Fuat Sezgin hocanın müzesini ziyaret eder, kendisiyle sohbet imkanı bulurdum. Delegasyonda 12 kişi olduğu halde, bunlardan hiç birisi öğle uçağına kalıp, müzeyi ziyaret ermeyi düşünmezlerdi.Benim bütün arzum, bu müzenin aynısının İstanbul’da da açılması idi.

Müzenin kurucusu Prof. Sezgin de aynı şeyi düşünüyordu ama olan ilgisizlikten şikayetçi idi. Nihayet hoca Müzenin bir örneğini İstanbul’da yapılmasına razı oldu. Ve bunun için İstanbul’da yer aranmaya başlandı. Bu işe sempati ile bakan kuruluşların buldukları yerlerden hiç birisi buna müsait değildi. Bir gün bir sohbet toplantısında, belediyede çalışan bir memur, kendisinin Gülhane Parkında bulunan Saraya Ait Has ahırların restorasyonunda çalıştığını söyleyince hatırımıza Fuat Hoca’nın müzesi geldi ve görünce bunu Hoca’ya haber verdik. Fuat hoca bu yeri çok beğendi.

Bina İstanbul Belediyesine aitti. Bunun için Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın ikna edilmesi gerekiyordu. Kadir Topbaş ile ilişkileri çok iyi olan, Kiptaş Başkanı İsmet Yıldırım’a konuyu açtık. İsmet Yıldırım, Topbaş’ı, Sezgin Hoca’nın müzesini görmeye ikna etti ve Topbaş, bir Londra gezisi dönüşü Frankfurt’a uğrayarak müzeyi gördü ve hayran kaldığı için gelir gelmez Has Ahırları Sezgin Hoca’nın emrine tahsis etti.

Hikayeyi bu kadar uzun anlatmamın sebebi sadece şudur. Dediğim gibi bir hayırlı işin yapılmasında bir çok kimselerin katkıları vardır. Bu tip katkılarda bulunanlar, sevap dağıtan bir anonim şirketin ortakları gibidir. O hayır müessesesi çalıştığı sürece hasıl olan sevaptan hisselerini alırlar. Bu müzeyi her gezişimde, Hacı Ali Ağayı hatırlarım. O nasıl ki, bir başkasına “Şuna bir lira ver” diyerek yardım ettirmiş ve böylece sevaba ortak olmuşsa, ben de kendimi, müzenin İstanbul’da kurulmasında katkım sebebiyle, sevabına ortak hissediyorum.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->
<


Son Yazılar

ABD filminde figüranlık devri bitti
Orijinal Dilinde Dickens
SEVAP ORTAKLIĞI
ARKADAŞLAR OKUYALIM LÜTFEN ..! ( ve dikkkate alalım..
BÜYÜK İSRAİL..!
Bu kedi bir servet!
Rafet El Roman Resimleri
İsmail YK Fotoğrafları
Balayı Seçimi
Düğün Mekanı Seçimi
Nikah Şekeri Seçimi
Gelin Kuaförü - Gelin Saçı
Yüzük & Alyans Seçimi
Düğün Davet Organizasyon
Damat Tıraşı
Fotoğraf & Kamera Seçimi
Düğün Pastası Seçimi
Gelinlik El Çiçeği
Gelinlik Ayakkabı Seçimi
Gelinlik Altı İç Çamaşırı

Bağlantılarım

Profilim
kadın sitesi

Kategoriler